May 2026 · Personal

The Distance Between Cairo and Istanbul is Measured in Everyday Things

These are personal reflections, not institutional statements. The views here are mine alone and do not represent any organization I am affiliated with.

When people find out that I am originally from Egypt and have been living in Türkiye for over a decade, they almost always ask me to compare the two countries. Usually, they expect a structured answer. They want to hear about trade numbers, historical timelines, or geopolitical shifts. In fact, early in my academic career, that was exactly how I approached it myself. When I wrote my master's thesis, I focused on comparing the import substitution industrialization periods of Egypt and Türkiye. I looked at both nations through official reports, policy frameworks, and state level economic models. However, living in Istanbul for more than ten years while keeping my heart deeply rooted in Cairo completely changed how I see things. I realized that the real bond between these two societies is not written in policy papers or official diplomatic agreements. The true connection is kept alive in the quiet, unwritten rhythms of everyday life. You feel this connection the moment you step into a local neighborhood market. Whether you are walking through a market in Cairo or a weekly neighborhood pazar in Istanbul, the energy is unmistakable. It is in the loud calling of the vendors trying to sell their goods. It is in the natural warmth of a shopkeeper who pulls up a stool and offers you a hot glass of tea simply because you paused to ask for directions or look at goods, though that is not always the case. There is an unspoken understanding that neighbors look out for one another, especially when prices go up and times get tough.

Language holds this shared memory in ways that constantly surprise me. As a native Arabic speaker who learned Turkish after moving here, though my Turkish is still far from perfect, I still have moments where a word or an expression hits me with a wave of familiarity. It is not just about vocabulary roots that traveled across geography over centuries. It is about how people frame patience, how they express gratitude, how they welcome a stranger, and how they talk about family. Despite different borders and changing politics, the way people navigate life in both cities is remarkably similar.

In my work as a political economist, I spend a lot of time reading and teaching about concepts like social capital, and institutional trust. On paper, these ideas can sound very abstract and distant. But when economic uncertainty hits a household in Cairo or Istanbul, people do not turn to textbook theories or wait for formal institutions to step in. They rely on people around them. They lean on their parents, friends, and long time neighbors. My academic training taught me how to measure societies using data sets and formal models. But my personal journey of moving from Cairo to Istanbul as a young graduate taught me something much more valuable. It showed me that real economic resilience is built from the ground up, in the small acts of solidarity that happen every day on ordinary streets. Living between these two vibrant cities has shown me that home is not defined by a single address or a line on a map. Sometimes, home is just a familiar gesture from a baker handing you warm bread, a word that sounds like your mother tongue, or a neighbor making sure you do not have to carry heavy bags alone.

Kahire ile İstanbul Arasındaki Mesafe Gündelik Şeylerle Ölçülür

Aslen Mısırlı olduğumu ve on yılı aşkın süredir Türkiye'de yaşadığımı öğrendiklerinde, insanlar neredeyse her zaman benden iki ülkeyi kıyaslamamı isterler. Genellikle yapılandırılmış bir yanıt beklerler. Ticaret rakamlarını, tarihi kronolojileri veya jeopolitik kırılmaları duymak isterler. Aslında akademik kariyerimin başlarında ben de olaya tam olarak böyle yaklaşıyordum. Yüksek lisans tezimi yazarken, Mısır ve Türkiye'nin ithal ikameci sanayileşme dönemlerini karşılaştırmaya odaklanmıştım. Her iki ülkeye de resmi raporlar, politika çerçeveleri ve devlet düzeyindeki ekonomik modeller üzerinden bakıyordum. Ancak, kalbimin derinlikleri Kahire'ye bağlı kalırken on yıldan fazla bir süredir İstanbul'da yaşamak, olayları görme biçimimi tamamen değiştirdi. Bu iki toplum arasındaki gerçek bağın politika metinlerinde veya resmi diplomatik anlaşmalarda yazılı olmadığını fark ettim. Gerçek bağ, gündelik hayatın o sessiz, yazısız ritimlerinde yaşatılıyor.

Bu bağı, mahalle pazarına adım attığınız anda hissedersiniz. İster Kahire'deki bir pazarda ister İstanbul'daki haftalık bir mahalle pazarında yürüyün, o enerji karıştırılamaz. Tezgahının başındaki pazarcıların mallarını satmak için bağırmasındadır. Sırf adres sormak ya da tezgaha bakmak için durdunuz diye size sandalye çekip sıcak bir bardak çay ikram eden bir esnafın doğal sıcaklığındadır, her ne kadar bu her zaman böyle olmasa da. Özellikle fiyatlar arttığında ve zamanlar zorlaştığında, komşuların birbirine göz kulak olduğuna dair yazısız bir anlayış vardır.

Dil, bu ortak hafızayı beni her zaman şaşırtan şekillerde barındırıyor. Buraya taşındıktan sonra Türkçe öğrenen, Türkçem hâlâ mükemmel olmasa da, ana dili Arapça biri olarak, bir kelimenin veya ifadenin beni tanıdıklık dalgasıyla vurduğu anları hâlâ yaşıyorum. Bu sadece yüzyıllar boyunca coğrafyalar arasında seyahat eden ortak kelime kökleriyle ilgili değil. İnsanların sabrı nasıl çerçevelediği, minnettarlıklarını nasıl ifade ettiği, bir yabancıyı nasıl karşıladığı ve aileden nasıl bahsettiği ile ilgili. Farklı sınırlara ve değişen siyasete rağmen, her iki şehirdeki insanların hayatta kalma ve yollarını bulma biçimleri dikkat çekici derecede benzer.

Bir siyasal iktisatçı olarak çalışmalarımda, sosyal sermaye ve kurumsal güven gibi kavramlar hakkında okuyarak ve ders anlatarak çok zaman geçiriyorum. Kâğıt üzerinde bu fikirler kulağa çok soyut ve uzak gelebilir. Ancak Mısır'da veya İstanbul'da bir haneyi ekonomik belirsizlik vurduğunda, insanlar ders kitabı teorilerine dönmezler veya resmi kurumların devreye girmesini beklemezler. Etraflarındaki insanlara güvenirler. Annelerine, babalarına, arkadaşlarına ve uzun yıllık komşularına dayanırlar.

Akademik eğitimim bana veri setlerini ve resmi modelleri kullanarak toplumları nasıl ölçeceğimi öğretti. Ancak genç bir mezun olarak Kahire'den İstanbul'a uzanan kişisel yolculuğum bana çok daha değerli bir şey öğretti. Gerçek ekonomik dayanıklılığın sıradan sokaklarda her gün gerçekleşen küçük dayanışma eylemleriyle, en temelden inşa edildiğini gösterdi. Bu iki canlı şehir arasında yaşamak bana ev kavramının tek bir adresten veya haritadaki bir çizgiden ibaret olmadığını gösterdi. Bazen ev, sadece sıcak bir ekmek uzatan fırıncının tanıdık bir jesti, ana diliniz gibi tınlayan bir kelime ya da ağır poşetleri tek başınıza taşımanıza izin vermeyen bir komşudur.

المسافة بين القاهرة وإسطنبول تُقاس بالأشياء اليومية

عندما يعلم الناس أنني في الأصل من مصر وأنني أعيش في تركيا منذ أكثر من عقد من الزمان، فإنهم يطلبون مني دائماً مقارنة البلدين. وعادة ما يتوقعون إجابة منسقة؛ يريدون سماع أرقام تجارية، أو تسلسل تاريخي، أو تحولات جيوسياسية. في الواقع، في بداية مسيرتي الأكاديمية، كان هذا هو النهج الذي اتبعته أنا نفسي. عندما كتبت أطروحة الماجستير، ركزتُ على مقارنة فترات التصنيع لإحلال الواردات بين مصر وتركيا. نظرتُ إلى كلا البلدين من خلال التقارير الرسمية، وأطر السياسات، والنماذج الاقتصادية على مستوى الدولة. ومع ذلك، فإن العيش في إسطنبول لأكثر من عشر سنوات مع الحفاظ على جذور قلبي راسخة في القاهرة قدغيّر تماماً كيفية رؤيتي للأمور. لقد أدركتُ أن الرابط الحقيقي بين هذين المجتمعين ليس مكتوباً في أوراق السياسات أو الاتفاقيات الدبلوماسية الرسمية. بل إن الوصل الحقيقي يُحفظ حياً في الإيقاعات الهادئة وغير المكتوبة للحياة اليومية.

تشعر بهذا الرابط في اللحظة التي تطأ فيها قدمك سوقاً شعبياً محلياً. سواء كنت تسير في سوق بالقاهرة أو في "بازار" أسبوعي للحي في إسطنبول، فإن الطاقة لا يمكن خطؤها. إنها في نداءات الباعة العالية لبيع بضائعهم. إنها في الدفء الطبيعي لتاجر يسحب كرسياً ويقدم لك كوباً من الشاي الساخن لمجرد أنك توقفت لتسأل عن الاتجاهات أو لتتفحص البضائع، وإن لم يكن هذا هو الحال دائماً. هناك فهم غير مكتوب بأن الجيران يرعون بعضهم البعض، خاصة عندما ترتفع الأسعار وتصبح الأوقات صعبة.

تحمل اللغة هذه الذاكرة المشتركة بطرق تفاجئني باستمرار. كمتحدثة أصلية باللغة العربية تعلمت اللغة التركية بعد الانتقال إلى هنا، وإن كانت لغتي التركية لا تزال بعيدة عن الكمال، لا أزال أعيش لحظات تضربني فيها كلمة أو تعبير بموجة عارمة من الألفة. الأمر لا يتعلق فقط بجذور المفردات التي سافرت عبر الجغرافيا على مدى قرون. بل يتعلق بكيفية صياغة الناس للصبر، وكيف يعبرون عن الامتنان، وكيف يرحبون بالغريب، وكيف يتحدثون عن العائلة. وعلى الرغم من الحدود المختلفة والسياسات المتغيرة، فإن الطريقة التي يسلكها الناس في كلا المدينتين لإدارة حياتهم متشابهة إلى حد لافت.

في عملي كباحثة في الاقتصاد السياسي، أقضي الكثير من الوقت في القراءة والتدريس حول مفاهيم مثل رأس المال الاجتماعي والثقة المؤسسية. على الورق، يمكن أن تبدو هذه الأفكار مجردة وبعيدة جداً. ولكن عندما تضرب الحيرة الاقتصادية أسرة في القاهرة أو إسطنبول، لا يرجع الناس إلى النظريات المكتوبة في الكتب أو ينتظرون تدخل المؤسسات الرسمية. بل يعتمدون على من حولهم؛ يستندون إلى أمهاتهم وآبائهم وأصدقائهم وجيرانهم منذ فترة طويلة.

علمني تدريبي الأكاديمي كيفية قياس المجتمعات باستخدام مجموعات البيانات والنماذج الرسمية. لكن رحلتي الشخصية بالانتقال من القاهرة إلى إسطنبول كخريجة حديثة علمتني شيئاً أكثر قيمة بكثير. لقد أظهرت لي أن القدرة الحقيقية على الصمود الاقتصادي تُبنى من القاعدة إلى الأعلى، من خلال أفعال التضامن الصغيرة التي تحدث كل يوم في الشوارع العادية. إن العيش بين هاتين المدينتين النابضتين بالحياة أظهر لي أن الوطن لا يتحدد بعنوان واحد أو خط على خريطة. في بعض الأحيان، يكون الوطن مجرد إيماءة مألوفة من خباز يناولك خبزاً دافئاً، أو كلمة تشبه لغتك الأم، أو جار يحرص على ألا تحمل أكياساً ثقيلة بمفردك.

Keywords: Cairo and Istanbul everyday life comparisons Egypt and Turkey culture social capital and trust neighborhood markets academic life abroad